
sen biliyor musun anneanne, ben; biz kocamustafapaşa’da otururken çoğu gece hep aynı rüyayı görürdüm; görmeye, rüyamda yaşamaya doyamadığım aynı rüyayı
bizim sokağın alt başında tahta bir çit varmış, sokağın aşağı tarafını tamamı ile kapatan bir çit ve o çitin arkası da köyün başladığı yermiş, caminin orası yani, çitten atladıktan hemen sonra soluma bakınca artezyeni görüyorum anneanne, birkaç adım sonra sağımda delçiğ (kim anlatmıştı hatırlamıyorum şimdi, bu delçiğ ne demek ki diye sorduğumda, burası coşkulu akan bir ırmak idi sonra herkes ona deli çay deli çay dedi diye küstü, kurudu, bataklık yani delçiğ oldu diye) hemen yanında köy mezarlığı (o mezarlık ki anneanne ben ne zaman akşam saatlerinde önünden geçecek olsam içimden bir şarkı mırıldana mırıldana ve korkudan nefesim kesilmiş halde yürürdüm) mezarlığı geçince de bizim ev, demir kapı, ordan geçmek için elimi diğer tarafa uzatıp kapıyı açıyorum, kapıdan geçerdim anneanne, akşama kadar orda canım artık ne isterse yapar akşam vakti gelince hoop çitten atlayıp tekrar kocamustafapaşa’ya, mahallemize, dikmen apartmanına

peki sen daha sonrasını biliyor musun anneanne, o zamanlar bahçelievlerde oturuyorduk biz, onur sitesi a blok daire 3, deli Hüseyin paşa caddesi, köyden döner dönmez elime kağıdı kalemi alır hesabımı yapar okul ne zaman bitecek biz köye en erken ne zaman döneriz hesaplar, kalan günlerin tam rakamını bulur ve gelen her gün yataktan eksi bir günü mırıldanarak sevinçle uyanırdım, 210 derdim, 105, 43, 17 ve sonra lüx adana, sonra şekerpınar, sonra Dörtyol, sonra asma köprü ve üzerinde hem Türkçe hem İngilizce bir yazı, "ceyhan’a hoş geldiniz", "wellcome to Ceyhan", sonra mercimek, sonra akdam, sonra kamışlar, sonra köyüme doğru giderken karşıma çıkan hepi topu 3, 5 viraj ve onların bir türlü bitmek bilmemesi sonra köy camisi anneanne, soluma bakarsam artezyen, bir iki adım sonra delçiğ, peşine köy mezarlığı, ardında bizim ev, sonra köy maçları anneanne, daha da ileride; okulu da geç, yabani böğürtlenlerin de ardındaki mera'da, tozlu ile ağaçlı, ağaçlı ile akdam, ağaçlı ile kürt Mahmut, ağaçlı ile bilmem kim, maçları hep kale arkasında izlerdim ben anneanne, yanımda da dağ gibi yığın, maçta oynayanların ceketi, gömleği, cüzdanı, çeri çöpü yanımda olurdu, omzuma bir iki defa vurur “yeğenim aman ha mukayyit ol” derler sonra maça dahil olurlardı anneanne
sen saat okumayı bilmezdin anneanne, iki şey için kullanırdın saati, birini sürekli değiştiği için bize sorar, diğerinin ise vaktini nasıl yaptı isen artık hep aklında tutardın, bir keresinde daha başlamadı anneanne dediğimde, heyy, beni mi kandırıyorsun sen demiştin, küçük şunda büyük de bunda olduğunda başlıyor o, bilmiyor muyum sanıyorsun; namaz saatlerini ise bize danışırdın, ikindi olmuş mudur, yatsıya ne kadar kaldı vsr

sen yalan rüzgarı demezdin anneanne, biz gülerek yok anne(baba)anne dizinin adı yalan rüzgarı desekte, peehhh der kızardın bize seninle dalga geçiyoruz diye, diktır başlamıştı anneanne ve sen gene karşısında kurulmuştun işte, akız teyze ile dudu teyze de yanıbaşında, diktır zengin adamdı, ağır oturaklı adamdı, hiç espri yapmayan oturmasını kalkmasını bilen senin deyiminle adam gibi adamdı anneanne, dizinin de tek kahramanı idi sana göre, iki bölüm gözükmese söylenmeye başlardın, diktır görünmedi hiç ne oldu ola ki diye, bir de krikıt’ı severdin sen, cici bici hanım hanım bir kız, bayan çenslıra ise o yaşta kadın takmış takıştırmış bir de süslü püslü diye demediğini bırakmazdın



hafta içi her akşam köyde saati bile şaşırmadan diktır’ı seyrettin, bazı günler ben de sizlerle beraber izledim anneanne, dudu teyze diktır erken başlayıp bittiğinden henüz dalıp dalıp sonra irkilip uyanmalarına başlamış olmazdı, dudu sen uyuyor musun dediğinde hep itiraz ederdi, yok anam yok ne uyuması, içim geçmiş işte diye söylenir, bunu dedikten 30 sn sonra gene horlamaya başlardı, ben sana gözüm ile bak anneanne uyuyor işareti yapardım, sen göbek ata ata ben karnımı tuta tuta gülmeye başlardık



kapar öldü, sen öldün, köy de öldü mü anneanne ?
anavarza



Eline sağlık Alper, çok güzel bir yazı olmuş.
YanıtlaSilHep diyorum, sen yazmaya devam etmelisin diye..
Gökçen