23 Aralık 2009 Çarşamba

Trabzonspor, B Grubu 1. Maç, Ziraat Türkiye Kupası









hocam tamam güzel yapıyorsun, maçların fotoğraflarını geleceğe nakşediyorsunda, e peki sen o gün ne yaptın ne ettin, ondan da iki kelam etsen de bizler de nasiplensek, di mi ama güzel kardeşim

haklısın valla
şimdiye kadar yapmadığım eşşeklikmiş

şimdi bu yukarıdaki maçın olduğunu nasıl unutmuşsam artık
gece 00:30 gibi (eve geleli 15 dk olmuş iken) anneme sordum, "maç ne oldu?" diye
yani durumu sen düşün artık (skoru vermiyorum, çünki bu maç fotoğraflarını bloga eklerkenki "skor değil spor" mantığını halen muhafaza ediyorum, onu da aynen (anti değil yani) parantez belirteyim)

hocam bugün bizim işyerinin sosyal şura bura, dere tepe oluşumu people eşliğinde bir oyuna gittik
ben aynı oyuna zaten daha önce 3 sefer iştirak etmiştim
o denli sevdiğim bir oyundur ki, 333 kere de gitsem gene de bana mısın demem

bizim şafak aramıştı geçen hafta, "gider miyiz?" diye
işin içinde "ashura" olunca ben de "gitmez miyiz canım kardeşim" dedim tabi ki

şu aralar klasiğim olan
maslak'tan taksim servisine bin
osmanbey'de metro durağının götünün dibinde inene kadar açık radyo dinle, defterine notlar al
aa bilmem ne günü bilmem ne varmış lan sevincini yaşa
osmanbeyde inip metroya yollandığında radyo artık çekmediği için mp4'ü "müzik" ayarına getir
ne var ne yok rastgele seçili olduğu için peşpeşe şarkıları bu ne demek, bu olsa olsa şu manaya diye dinleye dinleye önce taksim'e ardına şişhane'ye git

şişhane'de bir merdiven üstü yürüyüşü
huopp tünele
yemek ye

ve ver elini "garaj istanbul"
canını sevdiğimin mekanı
ve ver elini "ashura"
gözünü sevdiğiminin oyunu




2004'de izlemiştim ilk
istanbul tiyatro festivali idi
ve oyunun da dünya prömiyeri

şans pans bilet bulmuş
sürün mürün gitmiştim muhsin ertuğrul'a
eşşekler gibi yorgundum
kımıldayacak mecalim yoktu ama kaçabilemez demiştim içimden o zamanlar "ashura" için

hayatımda aldığım en doğru kararlardan biri olduğunu her geçen gün daha net idrak ediyorum
kürtçe, ermenice, lazca, arapça, zazaca, süryanice, rumca, pontusça ve türkçe türküler
sair ve meçhul lisanlarda ezgiler
ordan oraya savrulan anadolu halkı
mustafa ve övül avkıran



oyunu izlemiş ayakta ellerim patlayasıya alkışlamış
bu nasıl bişey böyle yaa diye sevindirik olmuş
oyun çıkışı edindiğim tiyatro festivali kitapçığında oyun bilgilerini kurcalarken farkettiğim "anneannem için" ibaresi ile yüreğimden vurulmuşa dönmüştüm



anneannem vefat edeli daha 2 ya da 3 hafta olmuştu
"anneannem" kitabını okuyalı 5 ya da 6 gün
peşine bir de "anneannem için" hitaplı bir oyun izlemiştim
aynı sene oscar ödüllerinde en iyi oyuncu ödülünü alan jamie fox ödül konuşmasında salya sümük anneannesini anlatmış, ödülü ve herşeyini ona borçlu olduğunu söylemişti




anneanne yılıydı be hocam
anneannem yılıydı
2004 senesi

bu duygularla izlediğim "ashura" da beni iyice dellendirmişti sevinçten

sonra yıllarca ses seda çıkmadı "ashura"dan
derken bir gün (2007 olduğunu bu akşam öğrendim) gazetede bir haber
mustafa - övül avkıran; tiyatro salonları "garaj istanbul"u "ashura" ile açıyorlar
allaımmm alllaaımmmm okuma yazma bildiğime inanamıyorum olmuştum anında
manyaklaşmıştım lan sevinçten
ama elde yok avuçta oldu mu ki ekonomisinden sadece bir temsil izleyebilmiştim o zaman
garaj istanbul inşa halinde idi
biz izlenler oyunu izlerken garajın dışından geçenler cama ellerini dayayıp "ne ola ki la bu" hallerinden kesitler sunuyorlardı

2008'de bu sefer ayla ve yunus ile gitmiştim "ashura"ya
onlara ballandıra ballandıra anlatmıştım öncesinde

2009'da da bugüne kısmetmiş hocam
23 aralık 2009
20:30
ashura
muharrem ayının 1'i ila 10'u arasında oynamak boynumuzun borcu diyorlar garaj istanbulcular

oyun bitiminde söyleşi de vardı
söyleşi sever bir insan olduğumdan kaldım elbette ki hocam
laf lafı açtı
ben "ashura" maceramı açtım
2004 dedim
2007 dedim
anneannem dedim
anneannem için demişsiniz dedim
"anneannem" kitabı çıkmıştı ya hani 2004'de bir de üstüne "fethiye çetin"in dedim

gülümsediler
"vay be" dediler
bundan sonra her sene bizim davetlimizsin, gel izle dediler

tiyatrodan ayrılmaya teşne
mustafa ve övül avkıran'a türkiye tişörtü maceramı da anlattım ilk "ashura" izlentimden kalan
övül hanım kahkahalara boğuldu

seneyi bekleme yarın da cuma da cumartesi de burdayız ama cumartesi yerimiz yok, yarın ve cuma gel dediler

içimden "ashura"ya "dartagnan"ı götürmek geçti be hocam
o, bu oyunu; adım kadar eminim ki çok sever
hatta oturur ağlar bile
ben de anavarza isem bunu bilir bunu söylerim

hatta ben anavarzayım
ve
söyledim bile

anavarza

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder