4 Haziran 2010 Cuma

Allah Kahr Bela

Böyle derdi ne zaman işler ters gitse çiko gonzales
kendisi zagor tenay'ın sadık dostlarından birisi idi
"allah kahr bela"


şimdi de ben diyeyim o halde hocam
ne iş lan !
bir şeyi eğer çok istersem
yani bunun bir eşiği var galiba
ve ben de o eşiğin de üzerinde istersem
o şey bi şekilde olmuyor lan !

sen kaç yıldır feneri niye yenemiyoruz sanıyorsun !!!
yaa
yaa
yaa

al işte
hafta sonu bizim partinin
yeşiller partisinin ilk kongresi gerçekleşecek ankara'da
bu akşam maistanbul üyeleri atlayacağız trene
ankara'ya kadarda çuf çuflayacağız
yeşil olmanın üzerine tren ile gitmek işin ballı lokma tatlısı
ama yoncimik ablamızın dediği gibi
aman hadi hayırlısı demeden bu işe de celallenince oldu işte olanlar


ne zamandır sağ ayağımın altında bir bası yarası vardı
ben ve ayak altı yaraları volt ve ran kadar içli dışlı olduğumuzdan üzerinde durmadım hiç
(oğuz abi (atay) olsa bu "üzerinde durmamak" ve "ayak altı" kelimelerinden şahanamente bir kelime oyunu yaratırdı ama o oğuz abi ben ise kıçıkırık bir anavarza)


gel zaman git zaman bu ayakaltı yarası beni bir hayli rahatsız etmeye başladı
en son bizim işyeri hekimine bir görüneyim dedim
(düşün abi ne kadar andaval bir adam olduğunu
işyerinde hekim var ve ona bile tee ne zaman gidiyorsun
)
işyeri hemşiresi feride o yarayı bir güzel temizledi
eczaneden edindiğim merhemi üzerine sürdü
ve artık taşlaşmış bir kütle halini alan nasır için elinden bir şey gelmediğini
bir hastaneye gidip onu aldırmam gerektiğini söyledi
ben ise "hmm hmm, hmm hmm" deyip olay mahallinden uzaklaştım

bu handiseden 10 gün sonra geçtiğimiz çarşamba günü altyazı ve tiglon iftiharla "ön gösterim" filmi sunar etkinliği için nişantaşı cities citylife sinemasına gittim costa gavras'ın son filmi "cennet batıda"yı izlemek için


ve sen yara; kendine o yer edindiğin sağ ayak altımda yeni kulvarlar aç
eve bir geldim ki nasırın hemen yanında pırtlamış yeni bir su baloncuğu ben de geldim yanına emice demekte

perşembe gene işyeri hekim odasına seğirttim
feride tekrar inceledi yarayı
bi de üstüne üstlük ben haftasonu gitmeyi tasarladığım ankara seyahatinden dem vurunca
bastı bize ültimatomu
"bu akşam derhal hastaneye gidip nasırı aldırıyorsun
yarın da pansuman için yanıma geliyorsun
"

ultimatomu da yiyince israil gibi kıstırdık kuyruğumuzu
ve akşam paşa paşa evin götünün dibindeki central hospital'e gittik

hastane hekimi amca yarayı görür görmez bastı kalayı
"kardeşim bu yara bu hale gelinceye kadar beklenir mi hiç?"

bi şeyler döktü yaranın üzerine
yaranın üzerini cerrah yeşili bir kumaş ile örttü
ve operasyona girişti
operasyona girişmeden önce lokal anestezi iğnesini de yapmıştı zaten
öyle ahım şahım bir acı hissetmedim ama
bacağım inanılma< derecede kasıldı
iki elimle zor zaptettim

sonrasında yaranın bandajlanması
sigorta işlemleri

en nihayet de "bizim ev a ha şu ev
beni tekerlekli sandalye ile eve bırakamaz mısınız?
" ricası ile
sağ ayağımızın üzerine basmadan eve intikal edebildik

insan rahatsız oluyor hocam
her ne kadar küçük bir operasyon dense de
al işte bak
bugün işe gidemedim o yüzden

hadi iş neyse de aksi gibi
kongreye de gidemeyeceğim
o kadar da istemiştim orada bulunmayı
teyzemi bile aramıştım dün haftasonu sizdeyim demek için

tren bu gece 23:30'da haydarpaşa'dan hareket ediyor
bostancıya da 23:45 gibi ulaşır
içimden bir şeytan "ya sktr et yarayı marayı, git işte be oğlum" diyor ama
eş dost ve tüm şüreka "saçmalama" makamında nihavent sesler çıkarmaktalar
hala da elim gidip arayamadım bizim yunusu "ya kardeşim, böyleyken böyle ben gelemiyeceğim sanırsam" demek için


çiko gonzales'in de sıklıkla dem vurduğu gibi hocam
"allah kahr bela"

anavarza

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder