
İşe yarayacağını biliyordum hocam
Hissediyordum oğlum. Yüreğim, "bu var ya bu, bu işe yarar abi" diyordu. Başka söze ne hacet. Gerçi ilk seferinde işe yaramamıştı ama. Sağlık olsundu. Galatasarayım, sonuna kadar, ucuna kadar, dibine kadar mücade etsindin de. varsın mağlup, varsın elenmiş olsundu.
Ben birayı nutella ile içiyorum hocam. Nasıl kafa yapıyor biliyor musun?Anlatılmaz, yaşanır tillahi. Ben yaşadım, ordan biliyorum. Daha önce Galatasaray - Antalyaspor maçında yaşamıştım, Galatasarayım allahına kadar oynadı, ama olmadı. Şimdi CSKA Moskova maçında yaşadım, Galatasarayım allahına kadar oynadı, ve KAZANDI.
Ben Galatasaray taraftarıyım hocam. Allahıma şükürler olsun ki öyleyim. Üstelik 1973, Ekim doğumluyum. Bu tarih niçin mi kayda değer, niçin mi önemli. Hemen arz edeyim. Galatasarayım, 3 sene üst üste ilk şampiyonluğunu 1971, 72 ve 73 senelerinde yaşamıştır. 1973 Mayıs ayındaki şampiyonluğundan sonra ise tam 14 sene şampiyon olamamıştır. Yani ben doğduktan 13,5 yıl sonra ilk şampiyonluğumu gördüm hocam. Ben her yazımın altına neden anavarza yazarım sanırsın, işte birazda bu yüzden. 1987 senesinde ligin son maçında Eskişehirspor'a karşı oynarken, ben köyümde idim. Ağaçlı Çeçen'de yani, Anavarza kalesinin yamacında bulunan Tozlu, Deliler ve Ağaçlı Çeçen köylerinden birinde yani. Anavarza'da yani. Ben ilk defa anavarza'da iken Galatasaray'ım şampiyon oldu hocam. Ben ilk anavarzada iken yitirdim aklımı.
Ama anlatacağımız hadise o maç ve o maçın bir hafta öncesi Denizlispor - Beşiktaş maçında olanlar değil elbet. Hadisemiz Galatasaray - CSKA Moskova maçında olanlar.
Sen de farkındasındır. Ben 2011 sonunda tüm gemileri yaktım. 12 yıllık bankacılık geçmişimi yırttım attım. 38 yıllık İstanbul geçmişimi bir kenara fırlattım. Hem yardan (İstanbul) geçtim hem serden (banka) ve kendimi caanım memleketim Adana'nın yamacındaki Mersin'e fırlattım.
Ve bu akşam hocam. Euroleague'de son 8 takım arasına kalma turunda 4.maç. Galatasaray'ım CSKA Moskova'ya karşı. O CSKA Moskova ki bundan önceki tüm maçlarını kazanmış. O Galatasaray'ım ki Euroleague'e eleme turunda üstüste 3 maç kazanarak kalmış.
Hep vardı aklımda, ben bira içip Nutella yersem bu işe yarayacak. Yaramalı. Başka yolu yok. Antalyaspor'a karşı Ziraat Türkiye Kupası rövanş maçında, Ali Sami Yen'imde işe yaramadı ama Galatasaray'ım son saniyeye kadar, sonuna kadar, en dibine kadar mücadele etti ya o bize yeter, diyordum. Kazansın, şampiyon olsun diye değil, Galatasaray'ım en sonuna kadar mücadele etsin diye Nutella ile bira iyi gider diyordum.
Antalya maçında eşlikçi bira Efes Pilsen idi, Yalan yok. Ama CSKA Moskova maçında Tuborg içtim (hala da içiyorum) hocam. Anadolu Grubunun, Tuncay Özilhan'ın şirketlerinden biridir Efes Pilsen. Ve o Efes Pİlsen, senin üniversite yıllarında (1993 - 1997) Abdi İpekçi'deki her avrupa kupası maçında salondaki yerini alıp gırtlağın yırtılana kadar destek verdiğin Efes Pilsen gitti Gerze'de, Sinop'un Gerze ilçesinde bir termik santral kuracak oldu. Gerze halkı bunu istemese de bunu iplemez oldu. Halkın üzerine bu devletin polisini, askerini, kolluk kuvvetini salar oldu. Ben sermayeyim, ben kapitalim, ben hükmedenim, ben emredenim der oldu. Halka rağmen, halkın hilafına dediğim dedik çaldığım düdük der oldu. Ve o Efes Pilsen, ilk maçta Galatasaray'ını 6 sayı fark ile mağlup eden Efes Pilsen. 2 maç üst üste Olimpiakos'a kaybederek, Galatasaray'ımın yoluna taş döşer oldu.
CSKA Moskova maçı, ilk yarı 36 - 31 gerideyiz. Maçtan önce kendimce karar almışım. İlk yarı başabaş girer isek gidip bira ve Nutella alacağım diye. Gidip bir koşu hem 3 kırmızı tuborg hem de bir küçük boy nutella alıyorum. "Hayırdır, efkar mı var abi?" diyor Vakkas, "Yok be, maç var, maç" diyorum. Bir koşu, gerisin geri eve koşturuyorum.
3. çeyrekte bir ara farkı açıyor CSKA, ben habire hem içip hem nutellanıyorum. İnanç başka bir şey be hocam. Hem nutellaya hem tuborga ama asıl Galatasaray'ıma inanıyorum. Derken savunmada bir Çanakkale, hücumda bir Anafartalar kesiliyor Galatasaray'ım. Atamıyor CSKA, durduramıyor CSKA.
Derken son çeyrek başlıyor. Galatasarayımın direncini görünce, taraftarın o sed, baraj, duvar bilmez inancını görünce duramıyor avazım çıktığı kadar haykırıyorum. Derken odamın duvarından yumruk sesleri geliyor, iyice delleniyorum. Daha beter bağırıyorum, daha kuvvetli haykırıyorum. Galatasaray'ım coştukça coşuyor; o yenilmez armadaya. O Krsic'li, o Teodosic'li, o Krilenko'lu CSKA'ya burası Galatasaray'ın yurdu yabancı. Bize itaat et, sen de rahat et diyor. Son dakika ve 6 sayı öndeyiz. Derken Teodosic çabuk bir 3 sayı buluyor. Derken İtalyan hakem bize yapılan faulü görmeyip topu CSKA'ya veriyor, derken aynı italyan hakem Teodosic'e faul yapıldı, 3 sayı atacak diyor, derken o Teodosic 3 atışın 2'sini kaçırıyor. Derken CSKA faul yapıyor, derken Gordon 2 atışı da sayıya çeviriyor.
Galatasaray'ım CSKA Moskova'yı, yenilmez armadayı, Euroleague'in şimdiden galibini eli boş gönderiyor Abdi İpekçi'den. Hala yan komşu duvarı yumrukluyor ama benim elim de benim yumruğum da armut toplamıyor hani. Aynı yan komşu yanında site güvenliği ile kapıma dayanıyor ama ben de boş durmuyorum hani!
Galatasaray'ım, benim yaşama, hayatta kalma sebeplerimden en önde geleni; CSKA Moskova'yı dize getiriyorken ben boş durur muyum hiç hocam.
Ne mutlu Galatasaraylıyım, onun için yaşıyorum, aldığım her nefeste onun payı yadsınamaz diyene. Ne mutlu son ana kadar, son saniyeye kadar, sonuna kadar pes etmeyene.
Haftaya rakip bizim salonumuz Abdi İpekçi'de Efes Pilsen hocam. Tek sözümüz var ona ve bağlı bulunduğu Anadolu Grubuna, Gerze'de ya da başka hiçbir yerde Termik Santral İs-Te-Mi-Yo-Ruz.
Ha unutmadan, ben de haftaya Efes Pilsen maçında Abdi İpekçi'deyim.
anavarza

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder