



faal bir gündü cumartesi
cuma günü ihsan ile artık şu "avatar" filmini izleyememe şanssızlığımızı kırma denemesi yaptık bir kez daha ama muvaffak olamadık
cuma akşamı 21:00 seansı için rezervasyon limitleri dolmuş kadıköy tepe nautilus sinemasının
e benim de kredi kartım evde kalmıştı ve o şekilde de bilet alma şansımız yoktu
cuma akşamı eve gelince şu anda şu satırları döktürmekte olduğum emektar bilgisayarım vasıtası ile cumartesi 11:15 seansına 2 bilet aldım
cumartesi de 09:00'da uyandım
10:55 gibi de nautilus'taydım
11:10 gibi de ihsan geldi
kredi kartı ile biletlerimizi acayip bir makineden alamama stresi yaşadık önce
birbirimize ite kaka ve söylene söylene en sonunda biletlere kavuşabildik
ardından biletleri girişte aygıta okutmama stresine maruz kaldık
halbuki bizim tuttuğumuz bilet değil 3d gözlüğü şeysi imiş
salona da az kalsın 3d gözlüğü almaksızın giriyorduk
tam salona girecekken uyardılar bizi
yani anneannemler sinemaya gelse bizim kadar şaşkalozluk yapar en fazla hocam
ama herşeyi makineye bağlamışlar adamlar biz ne yapalım
filmden önce de 3d gözlüğü bizim gözlüklerin üzerine takılır mı takılmaz mı stresi yaşadık
ben kendi gözlüğüme yapıştırarak taktım, ihsan ise kendi gözlüğü ile arasında 2 cm fark olacak şekilde burnunun ucuna iliştirdi 3d gözlüğü
film tek kelime ile "breathtaking" idi hocam
hiç sevmem laf arasında ingilizce kelam sıkıştıranları ama eloğlu film yapmış ben de onun lisanında bir eferin diyeyim bari dedim
filmden aldığım notlar
** meals on wheels
** don't, got this
** ayak bilekleri
** jack, you don't supposed to running
** venezuela
** the real legs
** thisuk
** uyurgezer
** eyva
** delilik iyileşir mi?
** savages and blue monkeys
** unobtinium
** şamanizm
** usp saçlar
** ikran
** videolog
** ya sex
** skwwanghu
** fresh memories
** neytiri
** jack sully
** enerji akışı
** think fly
** tree of souls
** toruk, last shadow, toruk makto
** from first songs
** utraya mokri, tree of voices
** she already has
** faint sully
** gunrunner, thunder
** fight terror with terror
** its no green there
filmden çıkınca kahvaltılık bir şeyler yedim ben
3d gözlüklerimizi de araklamayı ihmal etmedik bu arada
niyetim cervantes'e gidip hem elimdeki materyalleri teslim etmek hem de üyeliğimi yenilemek idi
nautilus çıkışında bir süre taksim otobüsüne nerden gideriz kafa karışıklığı yaşadık
önce benim dediğim yere doğru 50 adım attık, ihsan itiraz etti
sonra onun dediği yönden gittik
adama 2 yönden de aynı yere gidileceğini anlatamadım
sonunda "aa, hakkatten de öyleymiş" kıvamına geldi gerçi
tam biz durağa yaklaşmışken sana 110 (kadıköy - taksim) otobüsü de gelmesin mi
neyse ki koştura koştura yetiştik otobüse
otobüste "avatar" geyiği yaptık hali ile
avatar'dan apartma iğrenç espriler (çoğunlukla da ben) yaptık


taksim'e 16:10 gibi vardık
cervantes kütüphanesi de haftasonları 16:30'a kadar açık
cervantes'in girişine de cam bölme yapmışlar nedense
kütüphane girişini de güvenlik geçişinden sonraya almışlar
eskiden güvenlik aletinden geçip bildik öttürmelerimi yaşamadan sağ yapıp kütüphaneye intikal ederdim halbuki
"çok geciktirmişsiniz" dediler
"kar, kış, n'apayım" dedim
allahtan ceza filan almadılar
british council olsa o borcu ömür billah ödeyemezdim
yeni üyeliği de hatırlattım
2. kata veriyormuşuz parayı
geçen sene 50 ytl bayılmıştım normal insan statüsünde
bu sene 40 ytl verdim öğrenci insanı şekilli olduğum için
saat 16:30 oldu olacak bir durumda olduğundan apar topar 3 öykü kitabı 2 de dvd alıp çıktık

yeni istikamet beyoğlu fitaş sineması idi
oraya da uğrayıp !f istanbul 2010'nun kitapçığını edindim
övünmek gibi olmasın 2004'den beri her kitapçığı durur kütüphanemin en nadide köşesinde

en son istikametimiz beyoğlu yeşil ev idi
iklim adaleti toplantıları kapsamında karbon ticaretini ne yalan bir şey olduğu hakkında kitap yazmış olan oscar ve tamra ile skype bağlantısı yapılacaktı
yeşil ev'e uğramadan hemen aşağısındaki lokantada karınlarımıza sus paylarını verdik
yeşil ev'e de ne zamandır uğradığım yoktu
dartagnan'ı da özlemişim doğrusu
sarıldık sarmaştık
ihsan, ben fazla kalmam hocam, sıkılınca kalkarım bak, ona göre diye diye gelmişti yeşil ev'e ama tahmin ettiğim gibi onu da sardı ortam, 22:50'de birlikte çıktık yeşil ev'den
toplantı da hayli faydalı geçti bana soracak olursan
ben ka.ko.'ya ses kaydı yaptım
1 saat 40 dk sürmüş skype bağlantısı
"avatar"ı izleyerek toplantıya katılmış olmakta ayrı bir artısı idi işin
işte yukarıda fotoğrafları olan kayseri maçı da biz toplantıda iken oynandı
toplantı sonunda da ayrılmadık yeşil evden
arka kısımda lafladık
ben ihsan ve banu'nun (banu, serpil'in ing kursundan arkadaşı imiş) itirazlarına rağmen 3 bira içtim
dartagnan sağolsun ya, bi o bana güvendi 3. bira hususunda
serpil'in izmir'den arkadaşı onur da katıldı bir süre sonra aramıza
yeşil ev geleneği olan
içkilerimizi aldık, müziğimizi dinledik hadi gerdan kıralım durumu da fazla gecikmedi
erdem, esra ve ayşe kah balkonda kah bizim olduğumuz yerde dans ettiler
banu beni avatar için bestelediğim "na'vilim na'vişelim, tenhada buluşalım na'vilim" eserimden dolayı ajdar ile kıyasladı
çok ağır ithamlar da bulunulmuştu benim hakkımda ama
olmaz ki, bu kadar da insanın üstüne gelinmez ki hocam (!)
eğlenceli geçti gece yani
aaa, bak neyi unutuyordum
ben skype toplantısı sırasında açık radyo'daki "yolgeçen" programını yapan rahmi öğdül ile tanıştım
bugün de (pazar) kendisine şimdiye kadar yazdığım tüm günlükleri gönderdim
şu anda saat 23:49
online movie hadisesi kapsamında oscar adaylığı sayısında 9 adaylık ile avatar ile atbaşı giden "the hurt locker"ı izliyorum
filmin son yarım saati
"avatar"ı da bugün bir kez daha izledim zaten internetten
ee oğlum hani tez
hani açık radyo günlüğü
hani yapman ve etmen gerekenler
kilyos geldin kilyos gideceksin be çocuğum
yanarım da ona yanarım

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder