18 Eylül 2011 Pazar

Şiir Hatları Vapuru 2011 - Şiir / Şehir / Şair



RAHMET



Ağaçlar benim gardaşlarım
Yağmur benim kirvem
Manisa tarzanlarıyla bir düğün
On sekiz yıllık, kırk gün kırk gece
Ki dünyaevine girsin diye dünya
Kitaplardan davullar
Şiirlerden zurnalarla
Vererek kendimizi, yaşamımızı, yıllarımızı
Bin yıllık şaraplar olacağız
Son şölen verilsin diye Türkiye’de
Sonların başlangıcı
Allah rahmet mi ne okur diye eski düzene
Düzmesinler halkımızı bir daha diye
Sipil dağında bir dernek kurduk
Biz ki hukuk niobesi’nin kurbanlarıyız
Sipil dağında demokratik bir üniversite
Tavşanları, sincapları, geyikleri, yaban atlarıyla
Canlıyız, canlı mı canlı
Ölüler yaşamadıkları için ölüler
Yaşam adına ölenler
Kıyamete kadar yaşayanlar
Yaşasın yaşam !
Yaşasın yaşam için yaşayanlar
Onlarki ab-ı hayat şurubuyla yunmuşlar.

Şiir: Can YÜCEL; Seslendiren: Ayşe, Şiiri Seçen: Alper






DENİZ



Neler söylemek istiyorum güneş batarken
Bir hitam, bir nihayet, bir ölüm şarkısı
Düşünüyorum sonra orda
Güneşin battığını
Sabah oluyordur.
Sabah
Çocuklar uyanıyordur uykularından
Aziz, harika, latif, sarı, esmer, siyah çocuklar
Anneler görüyorum, kesik saçlı, mavi gözlü
Kocası ölmüş analar
Babalar görüyorum babalar, müthiş kabuslu
________________________uykularından uyanmış.

Allahım ben neler görüyorum güneşin
________________________________battığı yerde
Güneişin battığı yerde yenilik
Hiç eskimiyor bu nizam
Her zaman uyanıyoruz buluğ çağında şeytan
_____________________________gizli uykulardan
-Samanlıklar, tarlalar, koşmaca ve
________________________________saklambaçlar
İçimde bir bilgiç lise talebesi ruhu
________________________________tayyarelere biniyor
Saatte 3600 kilometre yapan tayyareler
Ve güneşin battığını görmüyorum

Ne de doğduğunu
Güneş var gurup tulü yok
Bana göre tülu sana guruptur
Senin gurubun benim tulüum
Çocuklar güneş doğuyor
Çocuklar güneş batıyor

Şiir: Sait Faik, Seslendiren: Alper, Şiiri Seçen: Ayşe




MEKİK



Şimdi aşk kaçmış bir ilmektir gövdenin örgüsünde,
Uykusuz bir gecenin çitlerine takılan.
Sökülür durmadan uzayan ipliğiyle,
Sarılır mekiğine sabahın
Ürkek bir güvercin halinde.
Ve sen eksildikçe o güvercin tamlanır,
Kanatlanır böylece köpüren özlemiyle.
Uçar gider geçmiş bir günün ardından,
Bir tüy kalır geriye senin bittiğin yerde.

Şiir: Metin ALTIOK, Seslendiren: Ayşe, Şiiri Seçen: Alper




KANLICA KOYU

Kanlıca koyunda bir
akşam üstü sessizce
Kayıp giden sandallar
Yanıp sönen ışıklar
Bağrıma yağan hüzün içime
işleyince
Bir dost aradım yine
kaybolurken anılar

Şiir: Nahit ORALBİ, Seslendiren: Nahit ORALBİ




DURAKTA YÜRÜYORUZ



Durakta yürüyoruz, bi aşağı bi yukarı
Beklemekten açılmış bahtımız
Beklemekten kapanmış aynamız
Kimimiz Mesih bekliyor
Kimimiz Hızır
Kimimiz Lenin bekliyor
Kimimiz yeniden dönsün diye Gazi Mustafa Kemal
Memurlar, işçiler zam bekliyor
Çiftçiler yeni tarım destek alımını
Kızlar koca bekliyor
Kadınlar kaçmış kocalarını bekliyor
Kimimiz nükleer santral kapansın
Eurogold kumpanyasının işine son verilsin diye bekliyor
Hepimiz enflasyon sona ersin diye bekliyor
Kimimiz de ölümü bekliyor
Kayıp anaları çocuklarını bekliyor
Beklyoruz milletçe bekliyoruz
Bekliyoruz...
Sabreden derviş muradına erermiş
Sabreden dervişin yollara düşmesi gerek
Bekle, bekle, bekle geberiyoruz
Beklemek bizim yazımız değil
Beklemek bizim kusurumuz, kabahatimiz
Yürü bre halk
Hızır Paşa'nın da çarkı kırılır
Yürü yürü tanyellerine doğru
Senin alınyazın karayazın değil
Bu işte:
Aynı zamanda alnını ağırtmak için
Kararın...
İşte bundan sonra hiçbir şey beklemiyorum hayattan

Şiir: Can Yücel, Seslendiren: Hanzade, Şiiri Seçen: Ayşe ve Alper





DEVİNİMSİZLİK



ne bilmek isterdim, ne düş kurmak.
kim gösterir bana nasıl olunmaz,
nasıl yaşanır yaşamayı sürdürmeden?

nasıl akıp durur su?
hangisi taşların göğü?

devinimsiz, göçmen kuşların
apojelerini asıp,
sonra oklarıyla uçtukları yerde
soğuk takımadalara.

devinimsiz, gizli bir yaşamla,
bir yer altı kenti gibi,
hep kaçan damlalar gibi
kaysın diye günler:
hiçbir şey bitmiş değil, ölü değil
yeniden doğuşumuza kadar,
gömük ilkbaharın adımlarıyla
yeniden dönünceye kadar,
derinde, yitik her şeyin adımlarıyla
sonsuzca devinimsiz,
şimdi tırmanır yukarıya varolmayıştan
çiçek açmış bir dal olmak için.

Şiir: Pablo NERUDA, Seslendiren: Filiz, Şiiri Seçenler: Ayşe ve Alper




MUTLU AŞK YOKTUR



İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu, silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

Şiir: Louis ARAGON, Seslendirenler: Ayşe ve Alper, Şiiri Seçenler: Ayşe ve Alper

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder