18 Kasım 2009 Çarşamba

Sait Faik 103 Yaşında

Sarmaşıklı ev






fazıl hüsnü dağlarca, sait faik'i anlatıyor

DEFTER: Sait Faik'i sorsak size?

DAĞLARCA: Allah onu yazar diye yaratmıştı. Bunun ne kadar farkındaydı? Bilemiyorum.
Onun için dört saat yazmak yerine iki saat yoğun biçimde çalışmak yetiyordu. Sonra uyurdu.
Bir yerde oturamazdı. Yerinde duramazdı.
Sevenleri çoktu, sevmeyenleri de.
Sevenleri onu yaşattılar.
Edebiyatta kendisini tam gösteremedi.
Yarısını gösterdi, diğer yarısını gösteremedi.
Fransız Edebiyatının çok etkisindeydi.
Ressamları hiç sevmezdi.
Onu hiç bir resim sergisinde görmedim.
Hayatının sonuna kadar hep 18 yaşında kaldı, gördüğü her şeye şaştı, insana şaştı, doğaya şaştı, dünyaya şaştı.
Onun hakkındaki yargıların tümü gerçek dışıdır, yalandır, iftiradır.
En büyük sıkıntısı çevresini sarmalayan bir kısım kimselerdi.
Bir gün karşılaştığımızda baktım elinde Varlık mecmuası var, Sait’e sordum;
Kaç kitap yazdın ve eline ne geçti bunlardan?
“ kitap başına( o zamanın parasıyla) 75-50 Lira” dedi.
Sait aşağı yukarı 13-14 adet kitap yazmıştı, o tarihlerde yazdıklarından kazandığı paranın tümü ise tahmin ediyorum 1300 Lira civarındaydı.
Çoğu zaman maddi açıdan inanılmaz sıkıntılar çekti...
Disipline alıştırmadı kendisini, içinde hep bir çocuk ruhu taşıdı, onu asla öldürmedi.
Yeni bir öykü kitabına başladığını söylediğinde sevinçten yerinde duramazdı. Bir de böylesine bir yeteneğin oturup disiplinli şekilde günde 6-7 saat çalıştığını düşünün, neler olmazdı ki..
DEFTER : O yıllarda çevresi onu nasıl algılıyordu?
DAĞLARCA: Kimseden vefa görmedi, o da görmedi.
Bir tek onu çok sevenler, o öldükten sonra vefalı çıktılar. Hayatta olduğu sürece sanrım birkaç kez röportaj verdi.
O yıllarda Robert Kolej dergisine verdiği söyleşi önemliydi
.

DEFTER : Sessiz, sedasız, biraz münzevi birisiydi anlaşılan.

DAĞLARCA: Kendisini hiç ama hiç göstermedi ki.
Farklı dillere büyük bir yatkınlığı vardı, diller onun bir çeşit penceresi idi.
"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder