7 Kasım 2009 Cumartesi

Şehre Giden Yol (29 ekim 2009)



Şehre Giden Yol - Mustafa Şenocak / Bir İstanbul Programı

15 günde 1, 2 kere karşınızda olacağım
ilkinde sülale boyu, oğlum ile birlikte
sonra ise 13:00'te şehre giden yol programı ile hr hafta

6 ekim ist kurtuluşu
1918 - 1922 süreci
(hocam, ist. kurtuluşuny adam gibi anlatan bir site bulamadım lan, hep milliyetçi zırvalıklar var)



________________ sevr'e göre türkiye ________________

1 kasım 1918
ittihat ve terakki kendisini lağvetti
enver, talat, cemal paşalar alman denizaltısı ile yurtdışına kaçtılar (wikipedia'da 3 paşalar diye de bir şey var hocam, ben onca sene osmanlı tarihi okudum normal müfredatta bu tabire hiç rastlamadım zaten benim tevhid-i tedrisat zamanlarımda bu dönemler hep üfürükten teyyare şeklinde geçilirdi)





6 kasım'da boğazlar silahsızlandırıldı
7 kasım'da da işgal güçleri gemilerini çanakkale'den geçirip
13 kasım 1918'de 55 parça gemi, 500 asker ile istanbul'a demirlediler
(mustafa kemal geldi aklıma hocam,
gemilere bakıp aklına ilk geleni söylemişti ya
"geldikleri gibi giderler"
)



peşinden başka gemiler de geldi
meşhur yunan averof zırhlısının yanı sıra (linkte açık radyoculardan hasan ersel'in averof zırhlısı neden batırıl-a-madı konulu bir yazısı car hocam referans gazetesinden)(bu da ekşi sözlükçülerin averof yazıları hocam)
japonlar da gemi gönderdi ist'a



ingiliz albay murphy işgal kuvvetlerinin komutanı olarak atandı
23 kasım 1918'de ahmet izzet paşa hükümet kurdu
9 şubat'da hadisat gazetesinde süleyman nazif "kara gün" başlıklı bir yazı
yazdı



işgal kuvvetlerinin halkı teskin etmek için "bu işgal geçicidir" bildirisi
yayınlanması
paris barış konferansı

Franchet d`Esperey, meşhur fransız komutanı (böyle de bir bilgi var, doğru mu yanlış mı bilgim yok ama bush pezevengi de galatasaray üniversitesinde konuşturulmadı mı sanki hocam, hatasız kul olmaz be cimbombomum, hatalarınla seviyorum ben seni)
galata'da beyaz bir ata bindirildi
fatih'in girişinin rövanşını temsilen
istiklal caddesinden de geçti ve gelip burda işgal kuvvetleri komutanı oldu
küstah ve aşağılayıcı tavırları tepki çekti bu komutanın





3 ekim 1919'da ali paşa kabinesi göreve geldi
kabinedeki milliyetçiliği bilinen isimler ingilizleri memnun etmedi
harbiye bakanı cemal paşa

9 ekim 1919 kararnamesi
meclisi mebusan seçimlerinin yapılacağını duyurdu
13 ocak 1920'de de meclis ilk toplantısını yaptı
28 ocak'ta misak-ı milli'de bu mecliste yayınlandı

12 ocak 1920'de ahd-i milli olarak misak-ı milli kararlarını gizli bir
oturumla kabul etti
15 mart 1920'de kenti "defacto" işgale karar verdi işgal kuvvetleri ve bu
durumu hükümete tebliğ etti
işgal güçleri 15 mart 1920'de "letafet apartmanı"nda 8 türkü öldürdüler



16 mart 1920'de gerçek işgal başladı
sabah 05:45'te şehzade karakolunu basan ingilizler 5 askerimizi öldürdüler
harbiye nazırı cemal paşa'nın evi basıldı ve paşa öldürüldü
telgrafçı hamdi bey son ana kadar ankara'ya mustafa kemal paşa'ya bu durumu
bildirdi



(hocam tutamadım ulan gözyaşlarımı, aşağıda mustafa kemal'in "nutku"'ndan, nazım hikmet'in de "kuvay-ı milliye destanı"ndan pasajlar var, hamdi abi'ye soyadı kanunu çıkınca hangi soyisim uygun görülmüş peki, "martonaltı", ahmet hamdi martonaltı, şu ülkede bir zamanlar bir insana da değer verilmiş olduğunu gördüm ve bildim ya hocam artık ölsem de gam yemem)

Bu hamiyetli ve cesur Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı İstanbul’da geçen bu acı olayları öğrenmek için, kim bilir ne zamana kadar bekleyip duracaktık. İstanbul’da bulunan nazır, milletvekili, komutan ve teşkilatımız adamları içinden, bir kişinin çıkıp da, zamanında bize haber vermeyi düşünememiş olduğu anlaşılıyor. Demek ki hepsini heyecan ve çarpıntı kaplamıştı. Bir ucu Ankara’da bulunan telin İstanbul’da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir duruma gelmiş oldukları yargısına varmak, bilmem ki doğru olur mu? Telgraf memuru Hamdi Efendi sonradan Ankara’ya gelerek karargâhımız telgraf memurluğu yapmıştır. Kendisine borçlu olduğum teşekkürü, burada açıkça söylemeyi millî ve vatan görevlerinden sayarım.
— Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk






KUVÂYİ MİLLİYE - BEŞİNCİ BAP

920'NİN 16 MARTI
ve
MANASTIRLI HAMDİ EFENDİ
ve
REŞADİYELİ VELİ OĞLU MEMET'İN HİKÂYESİ


«Bu hamiyetli ve cesur, Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı, İstanbul felâketinden kim bilir haber almak için ne kadar intizarlar içinde kalacaktık. İstanbul'da bulunan nâzır, mebus, kumandan, teşkilâtımız mensupları içinden bir zat çıkıp vaktiyle bize haber vermeği düşünmemiş olduğu anlaşılıyor. Demek ki cümlesini heyecan ve helecan kaplamıştı. Bir ucu Ankara'da bulunan telin İstanbul'da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir hale gelmiş olduklarına bilmem ki hükmetmek caiz olur mu?»

(Nutuk, s. 295, Devlet Basımevi, İstanbul 1938)




920'nin 16 Martı.
Öğleden evvel
saat onda
makina başında şöyle bir telgraf aldı Ankara'daki :

«Der-aliye 16/3/1920.
İngilizler bastı bu sabah
Şehzadebaşı'ndaki Muzika karakolunu.
Müsademe edildi.
İşgal altına alıyorlar İstanbul'u şimdi.
Berâyi malûmat arzolunur.
Manastırlı Hamdi

920'nin 16 Martı.
Harbiye Nezareti telgrafhanesi buldu Ankara'yı :
«Etrafta dolaşıyor İngiliz askerleri.
Şimdi işte
İngiliz askerleri giriyorlar nezarete.
İşte giriyorlar içeri.
Nizamiye kapısına.
Teli kes.
İngilizler burdadır.»

920'nin 16 Martı.
Manastırlı Hamdi Efendi
buldu Ankara'dakini tekrar :

«Paşa hazretleri,
Harbiye telgrafhanesini de işgal etti İngiliz bahriye askeri
Tophane'yi de işgal ediyorlar bir taraftan,
bir taraftan da zırhlılardan asker ihraç olunuyor.
Vaziyet vehamet kesbediyor efendim.
Paşa hazretleri,
Emri devletlerine muntazırım.

16 Mart 1920
Hamdi
»


920'nin 16 Martı.
Durumu bir daha tekrar etti Hamdi Efendi :

«Sabah bizim asker uykuda iken
İngiliz bahriye efradı karakolu işgal etmekte iken
askerlerimiz uykudan şaşkın kalkınca müsademe başlıyor.
Neticede bizden altı şehit, on beş mecruh olup
İngilizler zırhlıları rıhtıma yanaştırıp
Beyoğlu ve Tophane'yi işgal edip.
İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok.
İşte Beyoğlu telgraf memurları geldiler.
Kovmuşlar.
Burası da işgal olunacaktır bir saata kadar.
Şimdi haber aldım efendim.»

920'nin 16 Martı
uykuda kesti kâfir üçümüzü,
kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
İngiliz'in hepsi değil domuzu
Sabaha karşı aldı canımızı.

920'nin 16 Martı
basıldı Vezneciler'de karargâh.
Uyan be tosunum uyan.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
üçümüz : Abdullah çavuş, Şarkışla'dan Osman,
bir de Zileli Abdülkadir.

920'nin 16 Martı
Bozdoğan Kemeri'nde
kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.

920'nin 16 Martı
uykuda kesti kâfir üçümüzü.
Soktu Osman'ın karnına kasaturayı,
bastı göğsüne kâfirin dizi.
Dört çocuk babasıydı Abdullah çavuş.
Doymadı dünyasına Abdülkadir.
Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
kurşuna dizdi ikimizi.

920'nin 16 Mart sabahı,
karakolun karşısında
bırakmadım elimden silâhı,
yere serdim iki İngiliz'i.
Senin ırzını kurtardım İstanbul'um,
Sana can feda çakır gözlü gülüm.

Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
kurşuna dizdi ikimizi.
Şimdi üçümüz :
Abdullah ve Osman ve Abdülkadir,
taşları yan yana yatar Eyüp'te.
Arama, bulamazsın ikimizin kabrini,
belki maşrıkta, belki mağripte,
biz de bilemeyiz yerini.


Uykuda kestiler üçümüzü,
kurşuna dizdiler ikimizi,
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
Bir de altıncımız var,
kara kaytan bıyıklı bir şehit,
son mekânı şöyle dursun,
adını da bilen yok...

Nazım Hikmet Ran





2,5 sene sürecek olan işgal süreci bu şekilde başlamış oldu

mudanya anlaşması



trakya topraklarının teslimi
refet paşanın görevlendirilmesi trakya topraklarını teslim almak üzere
refet başa'nın istanbul'a 100 kişilik bir heyetle "gülnihal vapuru" ile gelmesi




22 kasım 1922'de refet paşa görevini selahattin adil paşaya devretti
6 ekim sabahı şükrü naili paşa komutasındaki 3. kolordu istanbul'a ulaştı
gülhane parkında toplanıldı
bir geçit yürüyüşü yapıldı ve istanbul egemenliğine kavuşmuş oldu



24 temmuz 1923 lozan konferansı sona erdiğinde istanbul'un gerçek egemeni
tasdiklenmiş oldu
25 ağustos'da boşaltma işemleri başladı



_________________ lozan'a göre türkiye _________________





29 ağustos, general harrington bir çay partisi verdi, bizimkilerde karşılık olarak gardem parti
general harrington gelibolu ve istanbul ingiliz mezarlıklarını ziyaret etti
ingiltere bayrağı kırım kilisesine bırakıldı
6 ekim'de müttefikler gittiler

şevki bey'in eseri, müzeyyen senar söylüyor,
"dil yaresini andıracak yare bulunmaz" (hocam linkte ezerin 20 sn'lik bir kısmı mevcut)
bir hata yapmışım
çalan parça
sadi hoşses'in "ağlamakla inlemekle" isimli eseri idi (hocam linkte müzeyyen senar'dan "agora meyhanesi" var, "ağlamakla inlemekle"yi de şurdan munip utandı'dan dinlemen mümkün ama)
müzeyyen senar da haklı çıktım ama, zira bu eseri de müzeyyen hanım seslendiriyor







ve gelelim işgal istanbulunun misafir ettiği bir biyük yazara
o zamanlar henüz gazete muhabiridir kendisi
the toronto daily star için istanbul, ingiliz askerleri günlüğü yazmak üzere istanbul'a gelmiştir
ernest hemingway'den söz ediyorum







gazetenin 30 eylül 1922 nüshasından hemingway satırları

"sabah kalkıp haliç üzerine çıkmış sis bulutunun arasında
incecik ve tertemiz başlarını uzatmış cami minarelerini gördüğünüzde
rus operalarından aryaları hatırlatan müezzinin sesini duyduğunuzda
doğunun büyüleyici havasında eridiğinizi hissediyorsunuz

ist. nüfusu tam olarak bilinmese de 1,5 mio olduğu tahmin ediliyor
bu sayıya 40 bin rus mülteci dahil değil

ist'da yağmur yağmadığında her yanı kaplayan toz tabakası yağmurlu havalarda yerini çamur deryalarına bırakıyor

2 anayol var şehirde, gerisi hep dar ara yollar
geliş gidiş kuralı diye bir şey yok

büyükbaş hayvam beslenmiyor fazla
ay boynuzlu sığırların asıl amacı mustafa kemal'in ordusuna cephane taşıyan kağnıları çekmek

168 resmi izin günü var
cuma müslümanlara
cumartesi musevilere
pazar da hristiyanlara tatil
hafta içi dini tatil günleri de cabası
bu nedenle her delikanlının en büyük hayali bir punduna getirip banka memuru olmak

akşam yemeği 21:00'de yenmiş oluyor
22:00 tiyatrolar
02:00'de de gece kulüpleri açılıyor
adı kötüye çıımış gece kulüplerinin açılma saati se 04:00

gece vakti tüm kaldırımları köfteciler ve haşlama patatesçiler kaplamış
gece boyu müşteri bekleyen faytoncuları beslemekle meşgul hepsi
mustafa kemal orudus gelipte tüm bu sefahati ortadan kalırıncaya kadat garip bir uykuda gibi isranbul

ve insanın içini yakan kavuran rakı
bu içki o denli sertki meze olmadan içmek nerdeyse imkansız

sabah erken vakit dışarı çıktığınızda sizi sokaklarda cirit atan fareler ve sıska sokak köpekleri karşılıyor
ve tek tük açık meyhanelerden yükselen sarhoş kahkahalarına müezinin ezan sesi karışıyor
"

ikinci parça
dramalı hasan'ın kantosu

bayan bana bak - bayan neriman, beşiktaşlı kemal (vallahi buldum be hocam, enfes bir şey lan bu, her şarkının ilk 20 sn'si var yani telife halel de yok ve ne ararsan ne sorarsan (en azından şimdilik) bulabiliyorsun, sağolasın be açık radyo günlüğü, sayende yeni keşfim oldu "muzik.buneki.org")



geçen hafta oynanan fenerbahçe - galatasaray maçı
olaylı, centilmenlik dışı hareketler içeren bir maçtı

sertaç kayserilioğlu'nun ntv tarih dergisinde çıkan (resmi site)
"centilmenlik mazide mi kaldı?" başlıklı yazısı
ağustos sayısında yer aldı ilgili yazı




ist'un güzide takımlarının zamanında kendi aralarındaki örnek davranışları
ezeli rekabet içindeki ezeli dostluk örnekleri

fenerbahçe - galatasaray rekabeti
1911 - 1912 sezonu öncesinde'de 2 kulüp başkanının imzaladıkları belge ile birleşme kararı alması (yok artık hocam, allah yazdıysa bozsun)
ilgili sezonun başlangıcında galatasaraylı bek adnan pirioğlu'nun sert oynadığı gerekçesi ile union club (kulüpler birliği) tarafından kadro dışı bırakılması
bu karara karşı çıkan galatasaray yönetimi de cezadan payını alması ve kendisini mahalli ligin dışında bulması
bu durum üzerine fenerbahçe ve galatasaray kulüpleri birleşme kararı aldı
26 ağustos 1912'de tüzük hazırlandı
fenerbahçe başkanı galip kulaksızoğlu bey ile galatasaray başkanı ali sami yen bey'in imzaladığı protokol ile 17 maddelik içtihatlar da belirlenir
osmanlı olimpiyat komitesine de bildirilen birleşme protokolün orjinaline halen galatasaray kulubü müzesinden ulaşmak mümkün bulunmakta
bu birleşme haberi duyulduktan sonra o dönem futbolda söz sahibi olan yabancı ve azınlık takımlarının yöneticileri telaşlanmış ve galatasaray'ın cezası kaldırılmıştı







fenersaray emeli yıllar sonra 1934'de fiili olarak hayat bulmuştu
2 kulüp türkiye'ye davet ettikleri yabancı takımlarla fenerbahçe galatasaray karması olarak oynamışlardı
formalar ise 2 kulbün renklerinin karmasından yani lacivert-sarı-kırmızı'dan oluşmuştu

kayışdağının avlak olduğu dönemler
av sohbeti yapan galatasaraylı ve fenerliler
yörede müşterek ev kiralayan 2 takım futbolcuları
bir gece sohbetin en koyu anında köstekli saatine bakan galatasaray'ın kurucu başkanı ali sami yen telaşlanarak fenerbahçenin golcüsü sait selahattin'e şöyle der
"sait, vakit geç, hadi hemen çık odana da dinlen, yarın bizimle maçınız var, dinlenmen lazım"
ertesi gün fenerbahçe maçı sait beyin 2 golü ile 2 - 0 kazanır

28 kasım 1924
taksim stadı
hakem mr ellen'ın yönettiği maç
beşiktaşlı şahap ilk yarıda oyundan atılmış olduğu halde 2. yarıda da sahaya çıkınca hakem tarafından uyarılır
bu uyarıya itiraz eden beşiktaşlı bir diğer futbolcu refik osman topdağ da oyundan atılır
bu durum üzerine fenerbahçe kaptanı zeki rıza sporel bey, rakip 9 biz ise 10 kişiyiz bu böyle olmaz izin verirseiniz biz de 9 kişi oynamak niyetindeyiz der
ve kendi sol açıkları seyfi bey'i soyunma odasına gönderir
bu ilk (ilk mi? alla alla) fener - beşiktaş derbisini fenerbahçe 4 - 0 kazanır




7 haziran 1932
fenerbahçe kulübüün merkez binası ve malvarlığının hemen hemen hepsi yanar
futbolcuların birçoğu koralsizdir
selanik - fener maçı da ertelenmez
ilk 11'de eksikler vardı
maçın başlamasına dakikalar kala fenerbahçe soyunma odasına
kaptan aslan nihat bekdik'in önderliğinde 6 ünlü galatasaray futbolcusu girer
aslan nihat fenerbahçelilere "bu kara günde sizi yalnız bırakmayız, kabul ederseniz bu maçta sizinle birlikte oynamak isteriz" der
(hocam bu arada şu linkte yazdığına göre galatasarayımıza aslan denmesinin nedeni nihat kaptana verilan aslan isminden gelmekte imiş)








ve selanik maçına şu kadro ile çıkılır
avni kurgan-gs
yaşar alpaslan- fb
ziya ataner - fb
muzaffer çizer - fb
nihat bektik - gs
fikret arıcan - fb
niyazi sel - fb
alaattin baydar - fb
zeki rıza sporel - fb
kemal faruki - gs
rebii erkal - gs
maç sonucu fenerbahçe (gs takviyeli) karması 4 selanik 0
maç hasılatı 910 lira ortak karar ile kızılay'a bağışlanmıştı


30 mart 1958

dolmabahçe (şimdiki "inönü") stadı
başbakanlık kupası
adnan menderes de başbakan olarak maçı izlemektedir
1 - 1 biter maç, uzatmalarda da skor değişmez
o zamanlarda penaltı atışı yapılmadığı için para atışı yapılır
rivayete göre de atılan para da dikine düşer
hemen bir usta dolmabahçe stadına çağrılır ve kupa ortadan 2'ye bölünür
bugün bu kupanın bir yarısı galatasaray müzesinde diğer yarısı da fenerbahçe müzesinde bulunmkta
bu durumun da dünyada başka bir örneği yok





galatasaray'ın 50. kuruluş yıldönümü kutlu olsun ilanı
ilanı veren
yeniöz fenerbahçe grubu

23 ağustos 1969
metin oktay'ın jübilesi
metin oktay fenerbahçe
can bartu ise galatasaray forması ile oynadılar bu unutulmaz maçı




27 haziran 1949
öz fenerbahçe dergisi 68. sayısı
efsanevi galatasaraylı gündüz kılıç'ın fenerbahçe dergisi kapağını süsleyen resmi
bu derginin hemen her sayısında galatasaray'a da bir sayfa ayrılmakta idi





___________ diva ajda, baba gündüz, kral metin ___________



yarıya bölünmek üzere olan kupayla poz veren galatasaraylı, fenerbahçeli futbolcular ile adnan menderes'in fotoğrafı

ntv tarih dergisinin eylül sayısında yapılan bu yazıya ilişkin bir düzeltme
yarım kupanın sadece bu maç ile sınırlı olmadığına ilişkin bir düzeltme notu da yayınlanmıştı
o maçın hikayesini de başka bir programda sizlerle paylaşmayı düşünüyorum

sayın kayserilioğlu'nun ntv tarih temmuz sayısında beşiktaş ile ilgili yazmış olduğu bir yazı

kara kartal lakabının çıkış öyküsü
1932 - 1933 sezonu
fener maçı
şeref bey'in ölümü nedeni ile lig finali maçına simsiyah formalar ile çıkmış bulunmaktaydı beşiktaşlı futbolcular
90 dakika boyunca beşiktaş rakibini sahasına hapsedip tam 66 akın yapınca
seyirciler "kara kartallar gibi saldırıyor" diye tezahüratı yapınca bu slogan beşiktaşa yapıştı kaldı
Maç golsüz sona erdi, beşiktaş'ın nizami bir golü sayılması ve kendisine beraberlik kafi gelen fenerbahçe'de o sezonun şampiyonu oldu (demek ki bazı şeyler hiç değişmiyor hocam)




ilk sataşma
arabacılar değil arabalılar
vala somalı
istable amire (saray ahırı) müdürü
serencebey yokuşu
osmanpaşa konağı
saray arabaları ile idmanlara giden beşiktaşlı futbolcular
halkın bu duruma "saray arabalılar" deyişini uygun görmesi
bu durumda sonradan "arabacılar"a döndü

ilk şehre giden yolumuzunda sonuna geldik

son parçamız
mehmet refik kaya'nın rebaplarından bir örnek
franz hubert'i seslendirecek kendisi (linkte müstear kahramanlık türküsü var hocam)




esen kalın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder