31 Mart 2010 Çarşamba

Bostancı Köprüsü / Trio Tzane



Seviyorum ben bunu hocam
Bostancı köprüsü durağında gecenin bir vakti yorgun argın otobüsten inmeyi
Günün yorgun ve argınlığının müsebbibi hadiseyi hala içimde taşıyarak tıngır mıngır eve kadar yürümeyi
Yürürken ka.ko.'dan rastgele müzikler dinlemeyi seviyorum
Gecenin bir vakti olduğundan sırası gelen şarkının o an içimde yarattığı hissiyata göre halay çekmeyi ya da efkarlanmayı da seviyorum üstelik
Kaç defa başlamak istedim bu bostancı köprüleri yazılarına ama
Başlamak bir türlü kısmet olmadı
Bundan önce yazdığım aynı konu başlıklı yazıda da eve geliş istikametim bostancı köprüsünden kelli olmadığı için pek cuk da oturmadı aslında

İşte sana ilk bostancı köprüsü yazısı

Otobüsten indim yaya geçidinde karşıya geçmek için beklerken çalmaya başlayan şarkı

Steve Wonder'dan "I just called to say I love you"




Trio Tzane


Dün
18:20'ler filan

açık dergi dinliyorum serviste
Bugün etkinlikleri bitmiş yarının etkinliklerinden dem vuruyor ilksen
Trio Tzane konseri var Gitar Cafe'de diyor
Grup şu isimlerden oluşuyor, Gül Hacer Toruk ... der demez yerimden fırlıyorum
Ben Gül Hacer Toruk'u tanıyorum hocam yaa
Myspace'i ilk keşfettiğim günler
4 sene öncesi
İstanbul film festivalinde bir film izlemiş ve çok sevmişim
Filmin adı "old joy"
O filme bakınırken evde nette myspace sayfasına rastgeliyorum
Myspace nedir bir malumatım yok
Üye ol deniyor, oluyorum
Kurcalıyorum filan ama içinden çıkılacak gibi de değil
Sonra myspace'den rastgeldiğim ilk insana çattadanak bir mail gönderiyorum
Durum böyle iken böyle bu myspace nedir, yenir mi içilir mi diye akıl danışıyorum
İlk insan da tüm içtenliği ile yanıtlıyor mailimi
O içtenlik, o samimiyet o denli hoşuma gidiyor ki bugün, dört yıl sonra bile içimi ısıtıyor
O ilk insanın adı Gül Hacer Toruk

Kavşağa gelmiş karşıya henüz geçmiş iken 2. parça çalınmaya başlıyor ka.ko.'da

Soul Asylum'dan "Runaway Train"




Hemen akıl fikir defteri kebire not alıyorum ilksen'den edindiğim trio tzane'nin gitar kafe konseri hakkındaki bilgileri
Evde kapıdan girer girmez bakınıyorum nette
Artık myspace benim için çoktan bardak olmuş facebook çağı gelmiş
Ben daha araştırmama bile başlayamadan hacer'den yani ilk insandan bir facebook mesajı gelmiş
Mesaj yarın ki -artık yarın bugündür- trio tzane konseri hakkında
Trio Tzane'nin myspace sayfası linkini de iliştirmiş hacer mailin bir köşesine
Myspace sayfasından şarkılar dinliyorum
Yetmiyor youtube'dan zorluyorum
Kesmiyor internet dehlizlerinde geziniyorum

Bu sabah işyeri
saat 08:02

nazlı bana mail göndermiş
"alper, senin facebook'taki "trio tzane" konseri linkini gördüm, ben de bu akşam arkadaşlarla gideceğim, orda görüşürüz"
Gün içinde bizim ihsanı da ikna ediyorum konsere gelmeye

İş çıkışı
kadıköy servisi ile rıhtım
Tabanvay ve iett amca ile altıyol
Ada cafede karnımızı doyurmaca
ve gitar cafe'ye intikal

Köşeyi de döndüm derken 3. parça başladı ka.ko.'da
2. şarkı ile birlikte kayıt etmişim radyodan bunu

Kriss Kross'dan "Jump Jump"




Biz erken gelmişiz demeye kalmadan
Nazlı ve arkadaşları da damlıyor
Nazlı'nın nor radyo'daki programından tanıdığım ablası lale ile de tanışıyoruz
laf lafı açıyor talk showundan pasajlar kurmak ile meşgul iken biz
Birden sahnede şarkılarına başlıyor trio tzane ekibi

Yani fransa'da ikamet eden 3 balkan kadını
bulgar Sandrine Monlezun


yunan Xanthoula Dakovanou


ve kürt Gülay Hacer Toruk


Sahneden inmeden peşpeşe 15 parça seslendiriyorlar
Tüm şarkıları artık ne kadar alabildi ise o kadar ka.ko.'ya kaydediyorum
Bazı bazı fotoğraflar çekiyorum
Bazen onların türküleri seslendirirken girdikleri ruh hallerine kaptırmış buluyorum kendimi

Xanthoula mesela, sağ elininin parmakları ile kaburgalarının hemen altına pıtı pıtı vurarak tempo tutuyor şarkı söylerken
ve öyle bir gülümsüyor
öyle bir gülümsüyor ki türküsünü yaktığı sırada
insanın hç susma sen hep söyle Xanthoula diyesi geliyor

Sandrine mesela
elleri ile tempo tutuyor söylerken
arada derede hakim olamadığı küçük ve şirin nara(cık)lar atıyor
bir türküde de artık aşıyor bendini ve bulgar folklorundan minik örnekler sunuyor

Hacer mesela
ses gırtlağından zorlanmaksızın
bir bebeğin anasının kucağına koşması gibi rahat çıkıyor
türküleri bize bellettikleri gibi yüksek perdeden değil
ince ince, ağır aheste okuyor
türküler okunmuyor da
ince bir elekten elenerek geliyor sanki kulağımıza


sumru da (ağıryürüyen)
ayşenur da (kolivar) katılıyor bazı türkülere

anlıyorum ki ya kadınlar türkülere
ya da türküler kadınlara iyi geliyor

trio tzaneyi
okunuşu ile trio cane'yi
manası ile 3 parça can
ve onların mutlulukla, gülücükler saçarak türkü okumalarını izlerken
aklıma bir başka gülümseyen yüz
pippa bacca geliyor


derken bitiyor konser
tebrik etmeye hacer'in yanına gidiyorum
"ben tanıyorum seni" diyor gülümseyerek yanıma gelirken
ben ona da açık radyo günlüklerini göderdiğimi o söyleyince hatırlıyorum
yan yana fotoğraf da çektiriyoruz


aslında hocam
türküler insanlara iyi geliyor

anavarza

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder