24 Mart 2010 Çarşamba

Bostancı Köprüsü



dün akşam kocayol durağı - ev arası ka.ko.'dan rastgele şarkılar
dust in the wind
inglorious basterds soundtrack, surrender
yaşar kurt, istersen inanma istemem

bu akşam otobüsten direkt taksiye intikal nedeni ile müzik dinlemek kabil olmadı

ve yediğim içtiğim benim olsun
gördüklerimi bloga anlat


dün kadıköy'da ada kafe'nin açılışında idin
ve eve dönüş yolun bostancı köprüsünden değil de kocayol durağından oldu
bugün de önce açık radyo'da peşine astoria sinemasında "moon" filminin ön gösteriminde idin
ve eve dönüş yolun 202 ile gelip öğretmen hayrullah'dan da taksiye atlamak şeklinde oldu

önce dün
kadıköy servisi ile kadıköy
20 gündür bir türlü halledemediğin gözlüklerin gevşekliğini gözlükçüde gider abinin halli
gözlükçünün "oooo, beyefendi bu camlar çok eski, mutlaka değiştirmelisiniz"i
altıyol
ihsan'ı bekleyiş
ada kafe'ye hareket
kafe de nazım'ın(nhkm) tam karşısında imiş lan
aç bi ilaç gittiğimiz için
ordaki öte beriye sardırmak
sıcak şarap da bir hoş oluyormuş be hocam
ada kafe; ilkay akkaya ile yasemin göksu'nun işleteceklerini duyurdukları bir sosyal paylaşım mekanı
ben sevdim mekanı hocam
hem eve de yakın
otobüs durağının da dibinde


ve bu akşam
servisle elmadağ
açık radyo'ya yürüyüş
güvenlik görevlisi abi
her zamanki sıcak ve içten karşılanış
5. kat
açık radyo
aaa, ümit hala burda lan
açık yeşil didek özel yayını 10:00 - 12:00 arasında idi halbuki
yanında da avi ile zeynep (casalini) var
cuma günü yeşil evdeki bahara merhaba partisinde de dj'lik yapacak imiş zeynep

avi ile
ümit ile
zeynep ile
onlar ayak
ben koltuk üstü muhabbet

onların yayına geçişi
benim şafak'ı bekleyişim
arif ömer bey abi ile hasbıhal
süleyman avi beyler az önce yayına girmişlerdi zaten
jak abi de geldi işte
ama yorgunluktan adım atacak hali olmadığı gece gibi aşikar

arada karnımızı da doyuruyoruz
şafak da damladı işte
oğlum yemek var burda, ye diyorum
laf dinletemiyorum
yemek üst katta imiş
"sen de gel o zaman" diyor 5 yaşında çocuk ağzı ile
aç kalmasın garip diye birlikte üst kata çıkıyoruz
geri aşağıya iniyoruz



altyazı'dan bana çıkan moon filminin öngösterimi 22:00'de başlayacak ya
orada zaman öldürüyoruz
20:50 gibi açık radyo'dan çıkış
2 otobüs ile astoria
2 yürüyen merdiven ile cinebonus


"aa, tilt var, hadi tilt oynayalım"laşıyor şafak
ben tilt milt anlamam pek
o oynuyor
ben de göz gezdiriyorum
"sen de oyna bir el" diyor
kerhen oynuyor ama hemen diskalifiye oluyorum
yeni oyunun ortasında bir yerde kendi sürdürmekte oluğu tilti bana devrediyor
ben artık her nasıl başarıyor isem tilt'i n üzeri n kare moduna çeviyorum
bitmek bilmiyor tilt
ben istediğim kadar topu kubura düşürmüş olayım
habire yeni toplar ikram ediyor bana
şafak inanmazlarda
"bunu nasıl yaptın abi
1 tl verip 25 tllik tilt oynadın lan
"
daha da oynarım aslında ama
filmi kaçıracağız diye tiltin kendini tilt edip salon 2'ye uzuyoruz



moon filmi hakkında çıkan yazılarda "space odyseey" ile kıyaslandığından dem vurmuştu altyazıcılar
ben o filmi pek hatırlayamasamda
bu filmi beğeniyorum
sam
bir sam daha
sonra bir tane daha
eski sam'lar bardak olmuşu ilk sam'in biraz geç idrak etmesi
daha da zilyon tane sam varmış halbuki
gert de nasıl bir gert ise artık sen kendi işverenin lunar'ın ibneliklerine makine olduğuna bakmadan isyan edip ilk ve ikinci sam'e kıyak geç
ilk sam ölür
3. sam base'de
2. sam ise dünyaya vınlar


filmden çıkış
şafağın bu saatte (00:15) otobüs motobüs olmaz, kesin burda kaldık paniği
202 gelince yatışması
o yeni sahra sonrası erenköy'e dönüşte
ben öğretmen hayrullah'ta indim
iner inmez rastgelen taksi ile de eve kesin dönüş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder