Akşam. Trafik. 2. köprü. Servis. Tın tın tın. Açık Dergi. Bugün neler var, yarın neler olacak. Kimler öldü ya da doğdu; bu şarkılar da onlara. Uyuklamakla uyanmamak arasında giden ben.
Ama cuma günleri bir tutam farklı. Tema projesi çerçevesinde bisikletle İstanbul'dan Sydney'e doğru yola çıkan Gizem'e bağlanıyorlar her hafta. Gizem eşi Bryan ile bir kaç ay önce İstanbul'dan hareket etmişti. Boğaz Köprüsü geçişlerinde ufak çaplı bir şenlik bile olmuştu da ben iştirak edememiştim. İşte o Gizem şimdi Kazakistan yollarından naklen bildiriyor. Evet Eraslan diyor, buralar çok güzel. Nefes sesleri de geliyor konuşmsalarının arasında. Ne de olsa otomobil gibi değil bisiklet. Cepten konuşurken de pek salim pedallar basabilmekte insan. Merhaba diyor bazı Cuma'lar. Sana demedim Eraslan diyor Gizem. Bize el sallayanlar var da onlara selam verdim. İstanbul'dan yola çıktı Gizem ile Bryan. Karadeniz üzerinden devam ettiler. Peşine Gürcistan, ardına Azerbeycan, şimdi de Kazakistan.
5 - 10 dk süren bu sohbetlerle kıvrıldığım servis koltuğundan nerelere gidip nerelerden geliyorum. İçimdeki hiç dişi kalmış seyyah bile artık hadi len hadi fişeklemelerini bile bıraktı.
Geçen yaz böyle mi idi ama. Açık Radyo'da yeni bir program. Dünyanın Gezgini. Mehmet Vural her perşembe dünyayı arşınlamış konuklarını stüdyoya davet ediyor. Her perşembe ben içimdeki azı dişi yeni çıkmış seyyahın dürtüklemeleri ile yerimde duramaz haldeyim. Her gezen de hadi diyor duranlara, hadi, durduğunuz kabahat. Dünya orda siz ise . . . Nerdeyse hepsi kitaplar yazıyor, gezilerini anlatıyor, yaşamak yollarda olmak imiş diyor.
Bir programa da Gizem ile Bryan konuk oluyor. İnterrailden bahsediyor Gizem. Hayallerinden. Sonra rutin işinden, hanya konya hesabını iplemeyip işi bırakışından, yollara koyuluşundan. Bir de kitap yazdım diyor; "Bir Bilet Al"
Hemen o akşam kadıköyden ediniyorum kitabı. Gizem'in 7 sene önce gezindiği yerlerdeyim artık. Tren ile yurtdışına çıkıyor. Yunanistan'da bir aileye konuk oluyor. Peşine italya macerası. Cüzdanını içinde pasaportu ve kredi kartları ile kaybedişi. Kaldığı hostelda batsın bu dünya halleri ile odasında çile doldururken el alemin bir kızının "nen var" diye hatır soruşu. Düşün bakalım nerde bırakmış olabilirsin deyişi. Aa, ben şurda alışveriş yapmıştım, a, yoksa deyişi. O dükkanı arayışı, evet, biz de size ulaşmanın yollarını arıyorduk denişi. Allah sevindireceği kuluna önce eşşeğini kaybettirir sonra da buldururmuş. Gizem'in o avrupa şehri senin bu avrupa köyü benim fink atışı. Tren yakalayacağım diye -kendi tabiridir- boyu kadar bavullarla "yuvarlana yuvarlana" istasyonlara koşuşu. Her uğradığı limanda bisiklet kiralayıp yollarda kendini kaybedişi. Geri dönünce her vatan evladı nasiplensin diye bunu kaleme alışı.
Gizem bizim üniversite grubunun sene 1994'ten beri ya abi bir interrail varmış, şu kadar paraya manyak gibi geziyormuşsun muhabbetini bilmez tabi. Oğlum biz yemeye lokma bulamıyoruz ne gezisi çıkıntılardan, lan kardeşim daha sonra hiç gidemeyeceğiz bak, gidelim abi işte ne olacak hadicilerden, ben her şekle uyarım abi diyen esen yele göre boyun eğer dalcılardan da bihaberdir. Hala da gideceğiz allah kısmet ederse.
Bilmem kaç zaman sonra tekrar Açık Radyo'ya konuk oluyor Gizem. Yeni projem var diyor. Küresel Isınmaya dikkat çekmek için Bryan ile burdan (istanbul) - Sydney'e pedal basacağız. Şu gün çıkacağız, hesaplara göre de şu evvel varacağız. Hatta denk getirebilirsek olimpiyatlar sırasında Beijing'de olacağız. Açık Radyo'cular da e o zaman biz de her hafta sizi arayalım, nedir nasıldır soralım diyorlar.
İşti güçtü, evdi dertti, o'ydu bu'ydu geçiyor bir hafta ve her cuma 18.50'de ben Eraslan ile Gizem'in sohbeti ile Gürcistan yaylalarındayım. Bazı zamanlar Gizem ile Bryan'ın yolculuk güncesini tuttukları bloglarındayım. Bir vesile facebookta rastgeldiğim ve kendisine davet gönderdiğim Gizem de beni eklemiş bulunmuş, ya böyleyken böyle diye içimden geçen seyyahengiz duyguları paylaşıyorum onunla. Ne iyi ettin de yazdın diyor, kendimi memlekette hissettirdin, Sen hep yaz diyor bana Gizem tembelin önde gideni olduğumdan habersiz olarak.
Sonra ne oluyor ne bitiyor ben de ayırdına varamıyorum ama Cuma sohbetleri kesiliyor birdenbire. Arada sırada içimdeki seyyah lan oğlum aç sorsana radyoya işin aslını diyor ama 2 dk sonra içimize eden hayat gailesi başka meseleler ile meşgul ediyor kafamı.
Aradan belki 1 belki 1,5 ay geçiyor facebookta üyesi bulunduğum bir interrail grubundan "geçmiş olsun gizem" mesajı geliyor. Ne geçmiş olsunu, ne gizem'i diyorum, şaşakalıyorum.
Gizem'e kazakistan yollarında pedal basarken kamyon çarpmış halbuki, bilmem kaç gün ora hastanelerinde kalmış. Peşine İstanbul'a dönmüş. Evinde iyileşmeyi bekliyormuş.
Gene sürü sepet zaman geçiyor İtalyan Kültür'de 1. sürdürülebilir yaşam film festivali başlayacağı haberi geliyor. Arksından Gizem facebooktaki sayfasına festivalde gönüllü çevirmen olduğundan ve her gün orada bulunacağından dem vuruyor. Hepi topu 3 günlük festival zaten.
İlk günü iş çıkışı İstabul zalimini bir şekilde alt edip iniyorum Odakule'nin önünde tramwaydan. Odakule'nin diğer cenahına geçip tarifini gün içerisinde aldığım italyan konsolosluğuna bakınırken yanımdan geçmekte olan Gizem, eşi Bryan ve arkadaşlarını farkediyorum. Gizem diyorum, dönüyor, 40 yıllık ahbapmışız gibi boynuma sarılması, nasılsın, iyi ki geldin demesi için üstüne sadece "benn ....." demem yeterli oluyor. Bugün çıkmam lazım ama diğer günler de gel, konuşalım diyor.
2 gün sonra ben gene kan ve vıcık ter içinde bir filmin ortasında sinemaya girmiş terden bir an önce sıyrılmak için atlet hariç üzerimdeki envai çeşit soğuk korungaçlarını çıkarmış durumda iken film sonunda yanımda bitiveriyor. Salona girdiğimde farketmiş beni. Değneğin takır tukuru ve benim allah allah yürüyüşümle zaten farketmemesi olanaksız.
İşte o gizem yarın -aslında bugün oldu, 00.00'ı geçmemiz itibatı ile- Gala Pera'da tüm bu gezilerini anlatacağı bir foto sohbet gerçekleştirecek. Saat 17.30'da. Ben gelirim ama nasıl bulurum dedğimde, yakına gel "gizmooo" diye seslen, ben seni bulurum dedi.
Körolasın grip illeti. Sen dursan da gideceğim, kalsan da. Bilesin
sktsksaan
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

ne guzel bir yazi olmus:)
YanıtlaSilteşekkür ederim özlem
YanıtlaSilve fakat ben gidemedim biliyor musun o sohbet toplantısına
ama daha sonra d&r'da gerçekleşen başka bir gizem ve gezi hayatı sohbetine iştirak edebildim