31 Mayıs 2009 Pazar

milli eğitim bakanı

13 Aralık 2008 Cumartesi, 20:48

çocukluk hayallerimden birisi idi milli eğitim bakanı olmak, hırsla söylenirdim içimden bir gün derdim bir gün mutlaka milli eğitim bakanı olacağım

bunun nedeni kendimce arazlar gördüğüm eğitim sistemini değiştirmek, pür ve müreffeh bir memleket kurmak değildi, hatta alakası bile yoktu

milli eğitim bakanı olmalı ve resim dersini müfredattan kaldırmalıydım, bu işkenceye bir son vermeli, resme yeteneği olmayan ben gibi çocukları kendi çileli anılarıma ortak etmemeliydim, resim dersi mutlaka kaldırılmalıydı ve bunun tek çıkar yolu da benim büyüdüğümde mili eğitim bakanı olmamdı

bugün oğuz abinin (atay) ölüm yıldönümü, biramı aldım, allah kahretmesin ki evde helva kalmamış, halbuki ben birayı helva ile birlikte içer ikinci sip'te kafayı bulurum, helva yerine 2 adet mandalina ile idare edeceğiz

oğuz abiyi anma merasimi çerçevesinde onun tehlikeli oyunlar ile günlük kitaplarını da koydum masanın üzerine

günlükten 2 sayfaya bakınmıştım ki oğuz abinin "perşembeleri sevmem" lafına gitti aklım, daha önce bu kitabı okurken bu söz üzerine resmen şokondone olmuştum, o ne lan demiştim, perşembe demiş lan, perşembe, hat sktir lan (şu anda i tunes da sıradan çalıyor şarkıları, şu anda m. sandal'dan "kopmam lazım" başladı, yazarken arada da kıvırmaya felan çalışıyorum, zor oluyor)

perşembe günlerini sevmem yazmıştı oğuz abi, perşembe kazım karabekir ilköğretim okulunda 6. sınıfta iken ben resim dersinin olduğu gündü ve ben sevmek ne kelime resmen nefret ederdim, trt'de de (zaten başka kanal da yoktu) çarşamba akşamları gıcık verir gibi bir şarkı türkü programı yayınlanırdı, adı da "perşembe'nin gelişi", o programı yarın resim dersi var ulan kabusları içimde kaynaşırken seyreder ve kendime işkencelerden işkence beğenirdim, kardeşim bana bugün bile al şu kalemi şurdan şuraya düz çizgi çek deseniz çizemem, yok işte öyle bir kabiliyetim, ne yapim, ama gel de bunu bizim resimciye anlat, "tolga" derdi, (okulda bana tolga derlerdi, ilkokulda bir alper daha vardı ve o pezevenk yüzünden ben direkt tolga'lığa geçiş yapmıştım) kadıncağız, "tolga, allah rızası için iki çizik at ona bile razıyım, bir şeyler çiz ama evladım" der, ben de suskun miskin önüme bakardım, hocam çizemem beni zorlamayın diyemezdim, nerde biz de o göt o zamanlar, hey yavrum hey

2. dönem resimci değişti, yeni öğretmen de "kurtuluş savaşı" konulu bir resim ödevi verdi, haftaya da (evet, haftaya perşembe) getirmeyi unutmayın dedi, (allahhh, şimdi de i tunes da sıra nilüfer'den "başıma gelenler"e geldi, manyak bir şarkıdır bu yaa, "yıkıldım artık ben sevemem yeniden, başıma gelenler hep senden" allahhh be) arkadaş nerden gaz geldi, nasıl oldu ben de anlamadım oturdum dilimi çıkara çıkara, başımı kalemin dibi ile kaşıya kaşıya o resmi yaptım; yaptım, yaptım ama bakınca resimden başka herşeye benzediğinin de farkındayım yani, dağ tepe çizdim işte, iki üç de ağaç, bir de adam var, o adam da mustafa kemal oluyor hesapta ama nedense adam resimdeki en büyük cisim, o zamanlar e hocam atatürk'ü yüce gösterdim filan diye işin içinden sıyrılacak pusht zekaya da sahip değiliz, o şekilde gittik okula

yalnız resmin quasimado görüntüsü nedeniyle hocaya teslim ederken kağıdın üzerine adım ile okul numaramı yazmadım, dersin başında masaya bıraktık ödevleri dersin ortalarında hoca bu resimler kime ait diye bağırdı, bi baktım benim resim ile başka bir resmi sınıfa doğru sallıyor, ben de çıkıp benim ulan benim, var mı diyemiyorum, diğer resim bir kız arkadaşa aitmiş, o kaldırdı parmağını, diğer resmin (yani benim eserim olanın) sahibi ortaya çıkmadığı için hoca başladı o iki resim hakkındaki fetvasını vermeye, bizim ne gerzekalılığımızı bıraktı, ne dangalaklığımızı, bi üstümüze sıçıp sıvamadığı kaldı işin açığı

yok abi yok, ben ne yapıp ne edip milli eğitim bakanı olmalı ve resim dersini müfredattan kaldırmalıyım

ya oğuz (atay) abi, al sana ortak bir nokta işte, ben de perşembe günlerini hiç sevmem

anavarza

*** Oğuz (atay) abi Yıldız Ecevit'in kaleme aldığı "Ben Burdayım" biyografisinden öğrendiğim kadarı ile perşembe günlerini hiç başarılı olamadığı "Jimnastik" dersi nedeniyle sevmezmiş. Peki arkadaş buna ne buyrulur. Haydaaa . . .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder